Hüzün Yücel tarafından 17.01.2026 14:21 tarihinde yayınlandı.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan “Gazze Çatışmasını Sona Erdirmeye Yönelik Kapsamlı Plan” çerçevesinde, Gazze’nin ateşkesin ikinci aşamasında çok katmanlı bir geçiş yönetimiyle idare edilmesi öngörülüyor. Ancak ABD merkezli karar alma yapısı ve Filistinli siyasi aktörlerin dışarıda bırakılması, planın meşruiyetine ilişkin ciddi soru işaretlerini gündeme taşıyor.

Açıklanan modele göre Gazze, 2027 yılının sonuna kadar geçici uluslararası denetim altında kalacak. Yönetim yapısı ise üç temel sütun üzerine inşa ediliyor: uluslararası siyasi denetim, Filistinli teknokratlardan oluşan günlük yönetim ve uluslararası askeri güvenlik gücü.

Üst Siyasi Çatı: Barış Kurulu

Planın en üst karar mekanizması olarak Barış Kurulu (Board of Peace) oluşturuldu. Kurulun başkanlığını doğrudan Donald Trump üstlenirken, yapı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yetkisine dayandırılıyor. Kurul, Gazze’nin yeniden inşası, güvenliği ve siyasi geçiş sürecini denetlemekle görevli olacak.

Barış Kurulu’nda Marco Rubio, Trump’ın danışmanı Jared Kushner, Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve ABD’li iş insanı Marc Rowan gibi isimler yer alıyor. Kurulun ağırlıklı olarak ABD merkezli isimlerden oluşması, Gazze’nin siyasi geleceğinin Washington merkezli biçimde şekilleneceği yorumlarına yol açtı.

Bu yapının altında ise uygulama ve koordinasyon görevini üstlenen Gazze Yürütme Kurulu bulunuyor. Yürütme Kurulu’nda Hakan Fidan’ın da yer alması dikkat çeken unsurlar arasında.

Günlük Yönetim: Filistinli Teknisyenler

Gazze’nin günlük idaresi, siyasi yetkisi bulunmayan Filistinli teknokratlardan oluşan Gazze Ulusal Yönetim Komitesi (NCAG)’ne bırakılacak. Komitenin başına eski Filistinli planlama yetkilisi Ali Sha’ath getirildi.

Bu yapı; belediyecilik, altyapı, sağlık, eğitim ve sivil kurumların yeniden inşasından sorumlu olacak. Ancak komitenin stratejik ve siyasi karar alma yetkisi bulunmaması, Gazze’nin geleceğine ilişkin esas kararların Filistinliler dışında belirleneceği eleştirilerini güçlendiriyor.

Güvenlik Ayağı: Uluslararası İstikrar Gücü

Planın üçüncü ayağını ise Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) oluşturuyor. BM yetkisiyle kurulacak bu askeri gücün komutanlığına ABD’li General Jasper Jeffers atandı.

ISF’nin görevleri arasında Gazze’nin silahsızlandırılması, güvenliğin sağlanması ve yeniden inşa sürecinin korunması yer alıyor. Ancak Hamas’ın silahsızlanmayı reddetmesi ve Trump’ın “kolay ya da zor yol” vurgusu, askeri boyutun yeni çatışma riskleri barındırdığı yönündeki kaygıları artırıyor.

Uzmanlar, Washington’un önerdiği bu çok katmanlı yönetim modelinin, Gazze’de fiili egemenlik tartışmalarını derinleştireceğini ve Filistin meselesinin nihai statüsüne ilişkin belirsizlikleri gidermediğini vurguluyor.

Benzer İçerikler

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.