Hacı Gaydan

16.05.2026 tarihinde yayınlandı.

Kıyamet ne zaman kopacak kimse bilemez ancak, Türkiye'de her gün yeni bir kıyamet kopuyor adeta.

Detay vermeye hiç gerek yok.

Devletin tüm çivileri çıkmışa benziyor.

Bir tolumda adalet ve liyakat bozulmuşsa, artık o toplumda zerrece bir huzur ve ölçüden bahsedilemez.

Toplumda devlet kurumlarına karşı olan güven endeksi,  tarihinde hiç olmadığı kadar yerlerde sürünüyor.

Bir toplumda bireylerin devlete karşı olan güveninde sarsılma meydana gelir veya getirilirse, artık çöküşe ramak kaldı demektir.

En güvenilir kurum olması bakımından Türk ordusu, tüm yıpratma ve karalama kampanyalarına rağmen en tepe noktada bulunmaktadır.

Allah Türk ordusuna zeval vermesin. Yoksa ortada ne vatan kalır ne de makam.

Zira Türk ordusunun manevi terbiyesi, sonsuza dek aziz Atatürk'ün diri olan ruhu maneviyesi sayesinde gerçekleşecektir.

Yüce Atatürk öyle bir askeri teşkilat oluşturmuştur ki, bütün dünya ve ajanları ona saldırdığı halde dimdik ayakta durmayı başarmış ve sonsuza dek başaracaktır.

Günümüzün en büyük hastalığı olan liyakat ve görevi kötüye kullanma konusunda eşsiz önderimiz Atatürk, bütün dünyanın örnek aldığı en yüce bir şahsiyettir.

Artık haber bültenlerine bakamaz olduk.

Memleketi çalan çalana, soyan soyana.

Sen daha fazla çaldın, ben daha az çaldım kavgasını izlemekten, inanın gına geldik.

Gerçekten de midemiz kaldırmıyor.

Bu cennet ülke ne ara ve nasıl bu hale geldi.

Kurtarıcı ve kahraman edasıyla reklamı yapılan siyasetçilerin otel odalarında ki fingirdetmelerini mi ararsın, babam dedi ben de yaptım diyenleri mi ararsın.

Bu aziz vatanı düşman elinden kurtaran ve kuran Atatürk, ne çaldı ne de çalana müsaade etti.

Ne rüşvet aldı, ne de alana göz yumdu.

Yıl 1917…

Ülke yokluk ve harabe içindedir.

Atatürk'ün başından şöyle bir olay geçmiştir.

1. Dünya Savaşı sırasında, Yıldırım Orduları Grubu Komutanı Mareşal Falkenhayn, Mustafa Kemal Paşa'ya rüşvet niteliğinde bir miktar altın göndermiştir.

Nedeni ise, Atatürk'ü Alman çıkarlarına hizmet etmeye yakınlaştırmaktır.

Vatanseverliği ve ulusal çıkarları her şeyin üstünde tutan eşsiz komutan Atatürk, bu ahlaksız teklifi kesin bir dille reddetmiştir.

Bu tarihi olayın detayları ise şu şekildedir:

1917 yılı Eylül ayında, İstanbul'dan 7. Ordu Komutanlığı görevi için Halep'e hareket edeceği günün gecesinde Akaretler'deki evinde istirahat eden Mustafa Kemal'in yanına, Falkenhayn'ın gönderdiği bir Türk ve genç bir Alman subayı geldi.

Subaylar, ufak ve zarif sandıklar içinde Mareşal Falkenhayn tarafından kendisine bir miktar altın getirildiğini ifade etti.

Mustafa Kemal Paşa hiçbir şahsi ihtiyacından bahsetmediği için, önce bu paranın ordunun ihtiyaçları için gönderildiğini düşündü.

Paranın kendisine değil, ordunun levazım başkanlığına verilmesi gerektiğini belirterek sandıkları kabul etmedi.

Gerçeğin ortaya çıkmasıyla birlikte altınlar iade edildi.

Mustafa Kemal Paşa ise, Falkenhayn'ın bu altınlarla kendisini ve diğer birçok komutanı "satın alarak kirletmek" ve Osmanlı coğrafyasındaki çıkarları doğrultusunda kontrol etmek istediğini çok net biçimde görmüştü.

Paşa hazretleri şimdi yaşadığımız Türkiye koşullarını görse ne der ve ne yapardı?

O bakımdan her daim savunduğumuz ve olması gereken temel bakış açısını tekrar ederek bitirmek isterim.

Eğer Atatürk'e ve onun koyduğu ilkelere dönülmezse, vatanımızı kaybederiz!

Devletimizin bekasını her koşulda koruma ve kollama görevi ile Anayasal olarak yetkilendirilenler, asla siyasetçiler gibi düşünemezler, düşünmemelidirler!

 

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.