Hüzün Yücel

huzun@meltemtv.com.tr

18.12.2025 tarihinde yayınlandı.

Sezar Yasası’nın yürürlükten kalkmasıyla birlikte Suriye, yıllar sonra ilk kez ekonomik ve diplomatik anlamda hareket alanı kazandı. Bu gelişme, Washington’un Şam’la barıştığı anlamına gelmiyor. Ancak ABD, yaptırımların Suriye’yi dönüştürmediğini kabul ederek daha esnek bir politika çizgisine yönelmiş görünüyor. Bu da sahadaki tüm aktörlerin pozisyonlarını yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılıyor.

Türkiye açısından mesele yalnızca dış politika değil. Suriye dosyası, iç siyasetin de en kırılgan başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Milyonlarca sığınmacı, sınır güvenliği, ekonomik maliyetler ve toplumsal gerilimler artık dış politikadan bağımsız ele alınamıyor.
İktidar cephesi uzun süredir “güvenli geri dönüş” vurgusu yapıyor. Ancak bu hedefin hangi siyasi ve ekonomik zeminde gerçekleşeceği henüz netleşmiş değil. Yaptırımların kalkması, teorik olarak geri dönüş için daha elverişli bir ortam yaratabilir. Fakat sahadaki güvenlik dengeleri, yerel yönetimler ve fiili silahlı yapılar bu sürecin önündeki en büyük belirsizlik olmaya devam ediyor.

Muhalefet ise Suriye politikasında daha fazla diplomasi ve şeffaflık çağrısı yapıyor. Ancak bu çağrılar, çoğu zaman somut bir yol haritasına dönüşemiyor maalesef.

Suriye ile normalleşmenin nasıl, hangi koşullarla ve hangi takvimle gerçekleşeceği sorusu hâlâ net bir yanıt bulmuş değil.
ABD’nin yaptırımları kaldırırken merkezi otoriteyi güçlendirme vurgusu yapması, Ankara açısından dikkatle okunması gereken bir gelişme olarak algılanmalı. Çünkü bu vurgu, sahadaki bazı yapıların geleceğine dair yeni pazarlıkların kapısını aralayabilir. Türkiye’nin güvenlik hassasiyetleri bu noktada yeniden masaya gelmek zorunda.

Bir diğer önemli başlık ise ekonomi...

Suriye’nin yeniden inşa süreci, Türkiye için ciddi bir potansiyel barındırıyor. Müteahhitlik sektörü, lojistik hatlar ve sınır ticareti açısından yeni fırsatlar söz konusu olabilir. Ancak bu fırsatlar, siyasi riskler ve güvenlik sorunlarıyla iç içe ilerleyecek gibi görünüyor. Zira plansız bir açılım, yeni sorunları da beraberinde getirebilir.

Bugün gelinen noktada net olan şu:
ABD, Suriye dosyasını aslında kapatmıyor; yeniden tanımlıyor.

Ortadoğu’da taşlar yerinden oynarken, Türkiye’nin de reflekslerle değil, uzun vadeli bir stratejiyle hareket etmesi gerekiyor.
Suriye değişiyor.

Soru şu: Türkiye bu değişimin neresinde duracak?
 

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.