Akın Aydın

14.04.2026 tarihinde yayınlandı.

Bugün 14 Nisan. Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın Hakk'a vuslatı. Baş Hocamızı anlatmaya kalksam kelimelerim yetmez. Tarif etmeye kalksam ufkum yetmez. Anladım, desem ispata muhtaç olur.

Ama şunu çok rahatlıkla diyebilirim: Haydar Baş aşıktı, aşk ehliydi. Bizlerde o aşk ehlinin kırıntılarıyla teselli olmaya çalışan güvencinler gibiyiz.

İyi de nedir bu aşk?

'Aşkı kalemler yazmaz ki, kitaplarda bulasın' der, Şemsi Tebrizi ve ekler 'Aşk, sandığın kadar değil, yandığın kadardır'.

Abdülkadir Geylani Hazretleri ise 'Aşk, sevenin sevdiğinde yok olmasıdır; sevenle sevilenin bir olmasıdır. Aşk, seveni sevdiğinde yok eden ateştir…

Seni, Allah'a yaklaştıran her şey mübarektir; Seni, Allah'tan uzaklaştıran her şey ise uğursuzdur…

Aşık, sevgilisinden başkasını görmeyen kör, O'ndan başkasını duymayan sağır ve O'ndan başkasını konuşmayan dilsizdir' der.

Aşk herkese verilmez

'Mademki 'Aşk' varlıktan yokluğa yol almak. O vakit, Leyla'dan geçmeden Mevla'ya varılır mı? Vardım diyen çıksın ortaya desin de bilelim. Biz beyana inanırız.

Gel hele sana bir sır verelim. Aşk bir nesnedir. Unutma, belle bunu. Hem de en kıymetli bir nesne. Değmelere verilmeyecek kadar kıymetli bir nesne.

Ne bakır ne gümüş ne altın ne zümrüt yakutlar… Aşk'tan kıymetli bir nesne yok.

Aşk bir güneşe benzer, aşkı olmayanın gönlü taşa benzer.

Taş gönülde ne biter? Nasıl ki güneş, yansıdığı toprağı ısıtır, karanlığı ışıtır, meyveleri olgunlaştırır tıpkı bunun gibi işte.

Aşk, insanın hamlığını giderir, ciğerlerini pişirir, erdirir, olgunlaştırır. Güneşten nasiplenmeyen meyve olur mu? Olmaz, ölür. Aşktan nasiplenmeyen varlık da olmaz. Ölür. Madem ki en kıymetli nesne aşk, en çetin sınav da onun ile olsa gerek…

Aşk yoluna çıkmak ise niyetin bela ile imtihan edilirsin. Vuslata ermek ise gönlündeki, bela ile imtihan edilirsin. Her daim Allah'tır gönülde adı.

Ama O'nun bir adı da Zü'l-Celâl-i Ve'l-İkrâm'dır.

Kişi ister ki hemen cemalini göre. O güzellik karşısında mest ola ama o önce kahrı, zulmünü, cemalini gösterir. Zü'l-Celâl-i Ve'l-İkrâm.

Demek önce celal sonra ikram. Önce kahr, zulüm, imtihan, çile ile sonra lütuf sonra ihsan sonra ikram.

Ya sebep nedir, neden önce celal sonra ikramda bulunur? Aşık sadık mı değil mi emin olmak için' der Taptuk Emre.

Niyazi-i Mısri ise: 'Derman arardım derdime, derdim bana, derman imiş. Delil arardım aslıma, aslım bana, delil imiş' der.

'Aşk, sevilenin aynasında kendini görmektir; ama o aynada gördüğün aslında O'dur' derken Cüneyd-i Bağdadi ise: "Aşk, sevenin özelliklerinin yerine sevilenin özelliklerinin geçmesidir' der.

Baş Hocamız ise

'Peygamberimizin yolu aşk yoludur. Aşk annemizdir. Biz, aşktan doğduk. Seviyoruz ve hayatımızın güzelliği bu yüzden. Mevlana'ya göre, sevilen her fanide, Allah (c.c) sevilir' der ve aşk ile yanmaya çağırır:

"Gel ey zamandan üstün makamları aşan genç;

Cennet senin mekânın, Hak yolunda koşan genç.

Büyük tarih dirilsin senin varlık ülkende,

Kaybolsun gitsin zaman ebediyyen gölgende.

Zaman, mekân seninle hakikate gömülsün,

Tarihine sahip çık, ağlayan yüzler gülsün. 

Yokluğa mahkûm etti Allah seni Zatında,

Ezeli ahidleşme yapmıştı ya katında!

Hak davanın içinde ta ezelden berisin,

Yokluk senin gönlünde köpük köpük erisin. 

Bütün insanlık sende medeniyeti bulur,

Sendeki asalete insanlık ortak olur. 

Aşk sende, sabır sende, kâmil kul olmak için,

Ölüm sana vuslattır, Hakk'a kavuşmak için. 

Ölüm sende dirildi, ölümsüz oldu ölüm,

Bütün çirkin tablolar silindi gitti ölüm.

Ezeli ayrılıktan sadık gönlün kanasın,

Peygamberin yolunda can verip uyanasın'

Aşk ile… Ruhun şad olsun Hocam… 

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.