Akın Aydın

01.05.2026 tarihinde yayınlandı.

Resmi kurumların verilerine göre AKP iktidarında (2002-2025 arasında) 1.070 çocuk olmak üzere 36.507 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti. Resmi olmayan rakamlar daha da vahim. 2026 yılının ilk üç ayında ise şu ana kadar en az 432 işçi hayatını kaybetmiş.

Türkiye, ölümlü iş kazası oranında Avrupa Birliği ortalamasının yaklaşık 10 katı bir düzeye sahiptir ve Avrupa'da işçi ölümlerinde ilk sırada yer almaktadır.

Uluslararası Çalışma Örgütü verilerine göre Türkiye, dünyada en çok ölümlü iş kazası yaşanan üçüncü ülke.

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu tarafından yayınlanan 2025 Küresel Haklar Endeksi'ne göre Türkiye, işçiler için dünyanın en kötü 10 ülkesinden biri arasında.

Ama ülkemizde iktidar 23 yıldaki devrimlerini anlatıyor. Her zaman işçinin, emeğin yanında olduğunu vurguluyor, İşçi Bayramını kutluyor.

Muhalefet, ortaya bir model, program koyamadan iktidarı eleştiriyor. Onlarda işçilerin bayramını kutluyor, yanındayız mesajını veriyorlar.

Ya sendikalar! Kitaplarda ne kadar aş, iş, emek, alın teri, hak, özgürlük tanımlamaları varsa hepsini ezberliyorlar. Bu ezberlerini her 1 Mayıs'ta dillendirip ardından gidip siyaset ve sermaye ile aynı masada aynı kadehi kaldırıyorlar.

Ne hazindir ki hala işçilerimiz, memurlarımız, tüm çalışanlarımı ve insanımız bu oyunu sadece izliyor. Partisine, anlayışına göre taraf oluyor. Neticede olan kendisine oluyor.

Tablo bayram tablosu değil

Gelir adaletsizliğinin tavan yaptığı bir ülkede işin, emeğin, alın terinin karşılığından bahsetmek gülünçtür.

Tek partinin yönettiği Türkiye, gelir adaletsizliğinde Avrupa'da bir numara, 38 üyeli OECD ülkeleri arasında beşinci, 130 ülke arasında en adaletsiz 28. ülke konumundadır.

Sayın Erdoğan, iktidarının başarısı olarak: '2000'li yılların başında yüzde 52'nin üzerinde olan kayıt dışı istihdam oranını, 2025 yılına geldiğimizde yüzde 24'e kadar düşürmeyi başardık' dedi.

Şubat 2026 verilerine göre Türkiye'de toplam istihdam edilenlerin sayısı 32 milyon 158 bin kişi.

Yani iktidar, 'bu ülkede 8 milyon insan hiçbir resmi güvencesi olmadan kayıt dışı çalıştırılıyor' diyor. Ama herkes bayram kutluyor.

Bu ülkede asgari ücretliden, berberden, manavdan, bakkaldan vergi alan Sayın iktidarımız o malum holdinglere sadece bu yıl ki bütçeden 3 trilyon 600 milyar vergi istisnası ve affı veriyor.

Ama herkes bayram kutluyor.

2026 yılı bütçesinden Milli Eğitim Bakanlığına 1 trilyon 943 milyar TL bütçe ayıran Sayın iktidarımız, faiz baronlarına ise 2 trilyon 700 milyar bütçe ayırdı. Ama herkes bayram kutluyor.

Bayram kutlanmaz

Mart verilerine göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 34.586 TL.

Bu ülkede SGK verilerine göre 6,8 milyon, sendika verilerine göre 9 milyon 500 bin kişi asgari ücret yani açlık sınırı altında bir ücretle çalıştırılıyorsa neyin bayramını kutluyorsunuz?

Satan bir iktidar, işçinin hakkını veremez.

Borçlanan bir iktidar, işçinin hakkını veremez.

Sermayeden yana tavır alan bir iktidar işçinin hakkını veremez.

Siyaset ve sermayenin çarklarına dokunamayan sendika başkanları işçinin hakkını savunamaz.

Amma!

Bu tabloya rağmen AKP 23 yıldır iktidarda ise

Bu tabloya rağmen ana muhalefete hala güven duyulmuyorsa

Bu tabloya rağmen sendika başkanları koltuklarına sabitse

İnsanımız hakkına sahip çıkma yerine ideolojilerine sahip çıkmaya devam ediyorsa kölelik sistemi devam ediyordur.

Yaşanamayan hak, insan hakkı değildir

Baş Hocamız: 'İnsanın doğuştan gelen hakları vardır. İnsan için asıl olan bu hakları elde etme şansına sahip olmak değildir, asıl olan insanın sahip olduğu hakları yaşama hakkının olmasıdır. Yaşanamayan hak, insan hakkı değildir' derdi.
 

 

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.