Hüzün Yücel tarafından 18.02.2026 13:35 tarihinde yayınlandı.

Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısında yaptığı konuşmada hem iç politikadaki anayasa tartışmalarına hem de dış politika başlıklarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

“Bu Bir İktidar Mühendisliğidir”

Yeni anayasa tartışmalarına sert sözlerle tepki gösteren Dervişoğlu, sürecin demokrasi ya da güvenlik başlığıyla açıklanamayacağını savundu. Üç partinin Türkiye’nin geleceğini bir aile etrafında şekillendirme çabası içinde olduğunu öne süren Dervişoğlu, bunun bir “iktidar mühendisliği” olduğunu söyledi.

Anayasa üzerinden yürütülen pazarlıkların devletin kurumsal yapısını zayıflatacağını dile getiren Dervişoğlu, “Cumhuriyet’in temel nitelikleri, siyasi hesaplara kurban edilemez” ifadelerini kullandı.

SDG Tepkisi ve Dış Politika Eleştirisi

Konuşmasında Münih Güvenlik Konferansı’na da değinen Dervişoğlu, Suriye’de faaliyet gösteren SDG temsilcilerinin uluslararası platformlarda yer almasına tepki gösterdi. Türkiye’nin terör örgütü olarak tanımladığı yapılarla ilgili diplomatik çelişkiler bulunduğunu savunan Dervişoğlu, hükümete “Bu tablo karşısında neden sessiz kalınıyor?” sorusunu yöneltti.

Dış politikada tutarlılığın önemine işaret eden Dervişoğlu, sahada elde edilen kazanımların masada kaybedilmemesi gerektiğini belirtti.

Avrupa Güvenliği ve Nükleer Caydırıcılık

ABD ile Avrupa arasındaki güvenlik ilişkilerinin yeniden şekillendiğini vurgulayan Dervişoğlu, Türkiye’nin Avrupa güvenliğinde daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Avrupa ortak nükleer caydırıcılık programına destek verilmesi gerektiğini savunan Dervişoğlu, Türkiye-AB ilişkilerinin de stratejik ortaklık çerçevesinde yeniden tanımlanmasını önerdi.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize politikalarının yeniden ele alınması ve savunma sanayii iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini kaydeden Dervişoğlu, güçlü bir güvenlik mimarisinin ancak sağlam bir ekonomiyle mümkün olabileceğini söyledi.

“Tehlike Kanunların Yazılmaması Değil”

Toplumsal çürüme tartışmalarına da değinen Dervişoğlu, asıl sorunun hukuk devleti ilkesinin zayıflaması olduğunu savundu. “Türkiye bugün kanunlar yazılmadığı için değil, uygulanmadığı için tehlikededir” diyen Dervişoğlu, ekonomik güvensizliğin ve adalet algısındaki erozyonun toplumsal yapıyı sarstığını belirtti.

Konuşmasının sonunda Cumhuriyetin temel değerlerine vurgu yapan Dervişoğlu, devlet ciddiyetinin, ekonomik güvenin ve dış politikada tutarlılığın yeniden tesis edilmesi gerektiğini ifade etti.

Benzer İçerikler

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.